Bahrtalo! (İyi Şanslar) - Róbert Lakatos

Tereddüt ederek gittiğim ama belki de en keyif aldığım filmdi Bahrtalo!(İyi Şanslar).Çingeneler başta olmak üzere çeşitli yöresel tatları içinde barındıran bir komedi filmi.İçinde geçen Türk konulu diyaloglar sadece nargile ve kahveden ibaret değil.Yol soracakları hacı sakallı bir dayı Türk çıkıyor ve arada geçen ilk konuşma futbolla ilgili.Pala bıyıklı,büyük şapkalı yöresel arkadaşımız Fenerbahçe derken bizim Türk,Galatasaray diye cevap veriyor ve Fatih Terim diye devam eden konuşma.İlginizi belki çeker diye yazdım yoksa filmden aklımda kalan sadece bu değildi.Şunu da belirtmek isterim ülkemizin böyle gösterilmesi hiç hoşuma gitmiyor,hacılar hocalar,sarıklılar kapalılar falan hiç hoş değil aslına bakarsak.Devam edersek parayı çeşitli yollarla kazanmaya çalışan Lali ve Lori adında iki karakter çıkıyor karşımıza.Keyifli sohbetleri,diğer insanlarla yaşadıkları,farklı kültürler ve geri kalan her şeyiyle öğrettiği kadar güldüren bir film.Tavsiye edeceğim ama kimsenin izleme fırsatı olmayacak sanırım.

2008 / 80' / 35 mm / Renkli / Romanya, Macaristan, Almanya, Avusturya

2008 Karlovy Vary UFF; Avrupa Sinemaları Ödülü

Parayı nasıl vurmalı ki? Bu soruya cevap vermek hiç kimse için kolay değildir ama bu soruya yanıt vermek; iki Transilvanyalı arkadaş, koca şapkalı çingene ile Macar dostu için büsbütün zordur. İkili yaptıkları hiçbir işte başarılı olamazlar, başarılı olduklarında da bu başarıları fazla uzun sürmez. Fakat pek çoğumuzun bilmediği bir şeyi, hayatın tadını çıkarmayı iyi bilirler. Bu yeni gerçekçi komedide olaylar her ne kadar yönetmen tarafından kurgulanmış olsa da iki ana kahraman kendilerini oynarlar ve sorunları kendi bildikleri yoldan çözerler. Aslında kamera bu iki gerçek dostun değişik ülkeler ve kültürlerde başlarından geçen maceraları izler.


IMDB Sayfası

'ana karakterimizden sağdaki sadece tip olarak değil tarz olarakta Cem Yılmaz'ı andırmıyor değildi!'


Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım? (İsmail Necmi)

Geçelim izlediğimiz filmlere dedikten sonra teknik bir sorundan dolayı bir şey yazamamıştım.Gecikmelide olsa yazmaya çalışayım elimden geldiğince;

Belgesel-kurgu türünde bir film olduğunu belirtelim başta.Bu tip filmler demek ki gelmiyor bana.Filmin sonunun gelmesi için yalvarmıştım çünkü içimden.Yurt dışında çeşitli festivallerden özel ödüller alan ve bu festivalde İsmail Necmi'ye 2 ödül getiren bir film ve hiçbir şekilde bir haz alamayan ben.Filmin sonunu önceden de söylediğim gibi zar zor getirdiğini düşünmüştüm herkesin,en azından belirtiler öyleydi.Ancak,önlerden gelen hiç sıkılmadan izledim... sesinin devamını dinlemeye bile gerek kalmadığını düşündüm ve sanırım sinemadan anlamıyorum diye bir sonraki filmlerimi bekledim.Neyse ki anlıyormuşum!

Filmin Hakkında
Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkan film, Almanya’da yaşayan Türkler’in aksineironik bir şekilde İstanbul’da yaşayan Alman bir kadının, Petra’nin sıradışı yaşamını konu eder. Hayatındaki ani iniş çıkışlarla, zamanzaman,sanki bir senaryoyu takip ettiğimizi biz düşündürten bu sıradışı hikayenin başrol oyuncusu,aslında gerçek yaşamın bir başka yüzünü bizlere gösterir; En nihayetinde hiçbir şey, hayat kadar süprizlerle dolu değildir, kurgu dahil!..

Maskeli terapisti Herold ile yaptığı konuşmalarında Petra’nın hayatı bizim gözlerimiz önüne serilirken ,Petra İstanbul, Almanya,aile, arkadaşlar,uyuşturucu ve ölüm gibi temalarla yüzleşir.

“Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım?’” gerçek hayat ve kurgu, belgesel ve drama arasında gidip gelirken, “Gerçek hayat aslında kurgudan daha ilginç olabilir mi?” sorusuna cevap arar.

Burada keyifle okuduğunuz gibi aynı şekilde izleyemiyorsunuz filmi onu belirteyim.Cinsel ögeler oldukça fazla ve rahatsız edici bir şekilde diyebilirim.Sakın yanlış anlaşılmasın görüşüm bunun olmaması yönünde falan değil,hatta Türk sinemasında bu şekilde özgür fikirlerin desteklenmesi kanaatindeyim ama bu filmde ki cinsel ögeler -izleyen varsa bilir- ciddi anlamda rahatsız edici.Bu konuda daha derine inersem sıvama kısmı uzun sürecek :) Bu ögeler Petra'nın hayatının değişilmez parçalarından biri -onu mutlu edende bu- ve terapisti bir transseksüel(maskeli-Herold).Film genelde Petra ile Herold'un diyalogları üzerine kurulu,bunların arasına serpiştirilen kurgu parçaları var.İkiz kardeşi bir taşra(Hamburg'ta bir köy) insanıyken Petra tam tersine tam bir şehir insanı ama onun için canlı,cinsellikle dolu,renkli-aslında siyah beyaz- ve sosyetik hayatından vazgeçmeye çalışıyor -en azından o ölene kadar- uyuşturucu kullandığını ve bunun bağımlılık yaratmadığını düşündüğünü de belirteyim.Hayatta tek gerçek olan ölüm temasıda filmi alıp götüren ögelerden.İzlediğim tüm festival filmlerinde olduğu gibi bu filmde de köpekler vazgeçilmez ögelerden.

Elimden geldiğince sizin için yorumlamaya çalıştım.İzleyen varsa yorumlarım komik gelebilir.Çünkü bu türde bir filmi yorumladığıma ben bile inanamıyorum.

Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım? - Should I Really Do It? -
Yönetmen: İsmail Necmi
Senaryo: İsmail Necmi
Oyuncular: Petra Woschniak Herold
Türkiye, 2008, 86'
Yapım: İn Yapım İstanbul
Yapımcı: İsmail Necmi
Görüntü: İsmail Necmi
Kurgu: İsmail Necmi
Müzik: Serkan Alkan
Renkli, Almanca
İngilizce ,Türkçe altyazılı

20. Ankara Uluslarası Film Festivali

Malesef geç katılım gösterip son 3 gün kendime program yapabildim bugün biten festival için.20.si düzenlenen Film Festivali birbirinden kaliteli filmleri bizlere sundu.Büyülü Fener Sineması ile Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar merkezi tarafından gösterilen filmleri 5 günde 5 bin kişi izlemiş.Halkbank ana sponsorluğunda yapılan festivale bizim okulumuzda sponsor olmuş.Ancak tesüflerimi bildiriyorum ki okulda hiç bir şekilde tanıtımı yada yönlendirmesi yapılmadı.Niye sponsor oldun o zaman diye sorarlar! Neyse oralara girmeden,kısa,uzun,belgesel film yarışmaları,Çingenelerle(göçebe Romenler) ilgili filmler,ilk festivalden bugüne bütün festivallerden en iyi filmler seçkisi,festivalin en ilgi çekici tarafları olmuş.
Ulusal Uzun Film yarışmasının galibi beklendiği gibi "Sonbahar" olurken,Sinema Yazarları Derneği en iyi film ödülünü de yine Sonbahar aldı.En iyi yönetmenler ödülüyle,Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen ödülü de Sonbaharın yönetmeni Özcan Alper'in oldu.En İyi Senaryo ödülünü de Dilber'in Sekiz Günü adlı yapıt aldı.Diğer ödülle sırasıyla;

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü : Nesrin Cavadzede (Dilber'in Sekiz Günü)

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü : Fırat Tanış (Dilber'in Sekiz Günü)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü : Megi Kobaladze (Sonbahar)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü : İsmail Hacıoğlu (Gökten 3 Elma Düştü)

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü : Feza Çaldıran (Sonbahar)

En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü : Veli Kahraman (Devrim Arabaları)

En İyi Özgün Müzik Ödülü : Nail Yurtsever, Engin Aslan ve Cem Tuncer (Dilber'in Sekiz Günü)

En İyi Kurgu Ödülü : Thomas Balkenho (Sonbahar)

Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu Ödülü : Cahit Gök (Fıtrına),Metin Hara(Dinle Neyden)

Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Ödülü : Toprak Sağlam (Gökten 3 Elma Düştü)

Seçili Kurul Özel Ödülü : "Gitmek"

Umut Veren Yeni Yönetmen ve Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı Ödülü benim pek beğenmediğim İsmail Necmi'ye gitti.

Bunun hakkında görüşlerimi açıklamak isterim.Kendisinin 'Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım?' adlı yapıtına gitmiş bulundum Cuma günü.Tanıtım videolarından v.b kaynaklardan edindiğim bilgilere göre daha farklı bir şey beklerken karşıma apayrı bir şey çıktı.Filmin tam bittiği ve salondan artık çıkacağımız sırada bir çok kişinin sıkıldığını farketmem ve filmin geç alkışlanması kendimi iyi hissettirdi neden derseniz,'Ben Sinemadan Anlamıyor Muyum?' sorusu birden kayboldu kafamdan.Ancak söyleşi sırasında soru soran bir kişinin severek izledim tarzında açıklaması o sorunun yine aklımda belirmesine neden oldu.İzleyen var mı bilmiyorum ama filmin kurgu-belgesel tarzında olduğunu söyledi İsmail Necmi,demek ki ben bu tarzı sevmiyorum daha farklı bekleyişlerle gittim oraya.İster istemez şevkimide biraz olsun kırdı.Ancak bugün izlediğim iki film ciddi anlamda hiç sıkılmadan izlediğim yapıtlardı.Biri 'Khamsa' diğeri de 'Bahrtalo' çoğu vizyon filminden daha keyifli olduklarını söyleyebilirim.Kusursuz yapımların makyajını bir çırpıda ortaya çıkarıyor.Şimdi gelelim filmlerin biraz daha detaylarına ama önce diğer ödüller;

Kısa Film Ödülleri

En İyi Kurmaca Film : "İnsan-lık"

En İyi Deneysel Film : "Açık Rüya"

En İyi Canlandırma Film : "Gemeinschaft"

Seçiciler Kurulu Özel Ödülü : "Hyat-Derin Uzay"

The Wrestler (2008)

Bundan önce benzeri bir film çekildi mi diye baktığımda 1970 ve 1974'te başarılı olamayan 2 Wrestler adında film karşımıza çıkıyor.Başka isimde var mı bilmiyorum ama TV 'de yayınlanan WCW ve bir çok W türevinin olduğu isimlerde sezon sezon yayınlanmıştı.Tabii film olarak değil şov olarak.Zamanında benimde ilgimi oldukça çekmiştir.Herkesin bir adamı varsa benimki de Kevin Nash'ti.Kavin Nash(The Punisher 'The Russian' rolü),Hulk Hogan(Rocky 3),Goldberg(Looney Tunes gibi bazı komedi filmleri) gibi isimlerin beyaz perdede de boy gösterdiklerini belirtelim.Neyse konudan sapmadan filme geçelim.Bu yıl en iyi film dalında bu yapıtı göremesekte filmin başrol oyuncusu Mickey Rourke en iyi aktör ödülünü bir çoğuna göre haketmişti aslında(Milk'i izledikten sonra kendi görüşümü açıklamak istiyorum).Bu rolü kapmadan belli! bir süre önce alkol-uyuşturucu-boks üçgeninde aktör yüzünü fazlaca bozan Rourke,bir çok stüdyo tarafından kabul görmedi.Sin City'den sonra The Wrestler'da kendini bulan Rourke'un şuan Iron Man 2,Sin City 2 gibi önemli yapıtlarla anlaşması bulunuyor.Boks kariyerine bakmak bizim işimiz değil ancak,çıktığı maçlarda yenilmediğini ama yüzünün fiziksel müdahalelere kayıtsız kalamamasından dolayı tekrar sinemaya 'hayata' dönmek istediğini belirtelim.1995'te boks kariyeri sona ermişti.The Wrestler'daki The Ram rolüyle de kendisini sadece ringte kişilikli bulan-aynı boksa dönerken gerçek aktörlük yaşantısına duymadığı saygısızlık gibi- ring dışında kendini bir hiç sayan biriydi ve aslında üstüne de yapışmıştı bu rol.Hayatında yaşadığı çalkantılara benzer şeyleri bu filmde bizlere de sunmuş oldu.Gerek bir baba gerekse sosyal yaşam olarak yalnız bir adam,ringte ise saygı duyulan bir kişilikti.Filmde genel olarak ta güreşçilerin çoğunun aslında para içinde yüzmediği,zar zor geçinip ring arkalarında ayarlanan numaraları yapmaktan başka çarelerinin olmaması,üstüne yaralanmalarda cabası.İzleyiniz...






Darren Aronofsky
2008
Wild Bunch
1 saat 51 dk
İngilizce
8.5 (40,558 Oy)


Amerika Fransa
Dram, Spor
Renkli
Dolby Digital

Oyuncular: Karakterler:
  • Mickey Rourke
  • Marisa Tomei
  • Evan Rachel Wood
  • Mark Margolis
  • Todd Barry
  • Wass Stevens
  • Judah Friedlander
  • Ernest Miller
  • Dylan Keith Summers
  • Tommy Farra
  • Ry 'The Ram' Robinson
  • Cassidy
  • Stephanie Robinson
  • Lenny
  • Wayne
  • Nick Volpe
  • Scott Brumberg
  • The Ayatollah
  • Necro Butcher (Dylan Summers)
  • Tommy Rotten
  • Önizleme