A Torinói ló (2011) & Bela Tarr

Ankara Film Festivali'nin kapanış filmiydi dün Torino Atı, izin günüme denk getirdiğim için bileti kaptığım gibi aldım yerimi Sadece Sanat! diye bağıran Batı Sineması'nın eski koltuklarında. Ve izledik ustanın son eserini.
Yıl 1889, yer Torino... Bilinen eski bir hikayeye göre Friedrich Nietzche, sahibi tarafından kırbaçlanan bir at görür, hareket etmek istemeyen atın çektiği ızdıraba tahammül edemez, ata sarılır ve ağlamaya başlar. Bu olayın etkisiyle evine kapanan Nietzche için ölümüne kadar sürecek olan, akli dengesini kaybedeceği bir zaman akımı başlamış olur. Usta yönetmen Bela Tarr ise bu olaya değinmeden bu atı ve sahibinin akıbetini konu alır, izleyicileri farklı bir boyuta taşır. 
Her şeyden öte bir açılış sahnesi var ki başlı başına bir eser, hiç bir görsel aldatmaca olmadan atı kişiselleştiren bir düş sanki... Dünya'nın 6 günde yaratıldığına atıfta bulunan Tarr, hiçliğin ortasında yaşanan çorak bir 6 günü derinden yaşatır, izlediğim diğer filmlerinde (A Londoni Ferfi ve Werckmeister Harmoniak) olduğu gibi alıp verilen nefesin tam anlamıyla hissedilmesine neden olur, çaresiz bırakır. 146' süren filmde sadece 10-15' lık bir diyalog, ulaştığınız göz tatminini de göz önünde bulunduracak olursanız anlatı sadece diyalog ile sağlamaya çalışan günümüz sinema dünyasına ben buradayım mesajı verir. Devamlı rüzgar ve tükenmişliğin melodisi olarak adlandırabileceğim müzik filmin havasını tam anlamıyla yansıtmış bir nitelik taşır, düşündürür...
Her nerede ve nasıl yaşıyorsak yaşayalım yoktur hiç bir şeyin düzeleceği, bekleyişlerin biteceği; Yemek yemek, uyumak, çalışmak, yaşamak... Varoluşun kavgasını yapmak gün be gün.  
Şunları da belirtmek isterim ki, film biraz sabır istemekte, bir de bu tip estetik filmleri yorumlamakta güçlük çektiğimi belirteyim. Estetik bir şeyi yorumlamak ne kadar doğrudur o da başka bir tartışma konusu ya neyse.
Bela Tarr'ın şu sözleri filmlerini izlerken bir ışık tutar hep şahsıma; "Dünya karanlık değil mi? Siz etrafınıza baktığınızda, mutluluk mu görüyorsunuz? Sanmıyorum."
Tanımayanlar için Bela Tarr, 
Dünya sinemasının düşünsel yanı ön plana çıkan, kendine has anlatısıyla özgün bir yönetmeni, düşünce adamıdır. Macar yönetmenin, verilen ödülleri reddetme ve gişe kaygısı denen şeyin ne olduğunu bilmeme gibi özellikleri bulunmaktadır. Geçtiğimiz yılki Berlin Film Festivali'nde "Torino Atı" ile birlikte yönetmenlik misyonunu tamamladığını ve artık genç sinemacılara yardımcı olacağını açıklamıştır.

0 yorum: