07 Kasım, 2009

Türk Silahlı Kuvvetleri : Nefes

Bu tip projelerin artması ve geniş kitlelere yayılması en büyük temennim. Filmin geliri Türk Silahlı Kuvvetlerine, bu ülkeyi dimdik ayakta tutan en büyük unsura... Diyeceğim o ki filmin korsan baskılarının hiç çıkmaması,herkesin salonlara hücum etmesi ne de güzel olurdu. 16 Ekim'de çıksa dahi geç kalmış sayılınmaz. İçinde bulunduğum ve sürekli destek olduğum bu unsura salona gidemesem bile filmin DVD'sini alarak kesinlikle arka çıkacağım.
Filmin IMDB puanı an itibariyle 9.1

19 Ekim, 2009

Clint Eastwood'tan Başlama Vuruşu

Lumiere Büyük Film Festivali için Fransa'da bulunan Clint Eastwood,Lyon-Sochaux maçının sembolik başlangıç vuruşunu yaptı. Fransızlara anca Clint Eastwood can verebilirdi :)

22 Eylül, 2009

Hitman (2007)

Yazamadığım süre içerisinde izlediğim filmlerden seçmece olarak inceleme yapabilirim ilerleyen zamanlarda,şimdi ise son filmle başlayalım.Oyundan uyarlanan bir film adından da hatırlayabileceğimiz üzere. Bir aralar oyunu sıklıkla oynanırdı,ancak o zamanlar ilgilenmediğimi söylemeliyim.Bu açıdan film oyunla aynı mı,yoksa farklı bir çizgi mi çizilmiş bilemiyorum ama filmin beklediğimden iyi olduğunu belirtmek isterim.
Londra-Rusya-İstanbul üçgeninde geçiyor aksiyon,küçük bir payı da olsa aralarına Nijeryayı da ekleyebiliriz. Filmin başında Hitman'in (Hitmanlerin diyelim) nasıl yetiştirildikleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz ufakta olsa.Kafaları kazınmış bu yaşlar, sadece bu iş için eğiliyor.Bazı yapıtlarda olduğu gibi duyguları ve insanlığı elinden alınmış,seri üretimden çıkma robot tarzında değiller tabii ki.
Rusya Devlet Başkanı odak noktası filmimizde.Aynı zamanda kahramanımız #47 diğerleri tarafından tuzağa düşürülüp bitirilmeye çalışılıyor.İnterpol-ABD ve Rusya arasında çeşitli politik ve gizli oyunlar oynanmakta. #47 görevini kusursuzca yerine getirmek ve halkaları birbirine eksizsiz geçirmek zorunda. "İyi bir insan adam öldürmeye nasıl karar verir?" sorusuyla başlayıp o soruyla bitiyor aksiyon.Cevabı ise zaten verilmiş durumda...
Oyunculara geçelim.Hitman#47 rolü Timothy Olyphant'ta.İyi bi seçim gibi gözükmekte,üstüne düşeni yapmış ve iyi bir performans sergilediğini söyleyebilirim.Olga Kurylenko(Nika) ise filmdeki rolü için biçilmiş kaftan.Max Payne(Natasha Sax) ve Quantum of Solace(Camille) filmlerinde ki perfomanslarından hatırlayacağımız üzere.Özellikle Natasha Sax ile Nika Boronina arasında pek bir fark yok.Yatakta reddedilme sahnelerine kadar.Abartmamak gerekir o ayrı. Dougray Scott ve özellikle Robert Knepper(Prison Break:T-Bag,...)başka performanslarını hatırlayabileceğimiz diğer isimler.
Filmin İstanbul çekimleri için 3-5 kelam etmem gerekirse; Jeopolitik konumumuz sağolsun,filmin çizgisine uygun diyebilirim İstanbul ve Türkiye-Rusya sınırındaki sahneler için.Ancak şu var ki hangi filmde olursa olsun İstanbul denilince akıllarına sadece çarşaflı türbanlı insanlar gelir ve çekimlerin gerçekleştiği konumlar itibariyle konunun yanlış aksedilmesi ve sanki Türkiye'de herkes çarşaflı izlenimi verilmeye çalışılması hiç hoşuma gitmiyor.Bu filmde belki bir iki kez gözükse de içinde İstanbulu barındıran bazı filmlerde bu konuda büyük yanlışlar yapılıyor.Tarihi dokular yerine başka şeyler,başka saçmalıklar! gösteriliyor.Yanlış anlaşılmasın bu filme değil kastım. Genel olarak bu görüşümü de belirttikten sonra,İstanbul çekimleri filmin en güzel ve kritik sahnelerinin başında geliyor bana göre.Havasından mıdır suyundan mıdır orası bilinmez...

filmin oyundan uyarlanmış olmasına güzel bir gönderme yapılıyor...


Kare Yakala
"Devam filmi olmalı mı?" sorusunun cevabı,farklı bir yerde farklı bir şekilde Evet! olmalı diyebilirim.Hitman 2'nin 2011'de gelmesi bekleniyor.
Olga Kurylenko




19 Eylül, 2009

Mola Bitti Keyif Sürüyor

Başlık reklam koksada,sizi bilemem ama benim için çok doğru bir söz,bloglarım adına konuşacak olursam. Dediğim gibi benim için büyük bir keyif sevdiğim şeyleri sizlerle paylaşmak,sizlerin yorumunu almak,karşıt görüşlülerimle yaptığım akılcı tartışmalar,aynı görüşlü olanlarla fikirlerimi pekiştirmek,yanlış bir şey biliyorsam en yakın zamanda doğrusunu öğrenmek v.s. Futbol blogum(Futbol Daima) neredeyse 1,5 yaşında.Sinema blogum ise 10 ayı devirmiş durumda ve kendileri için verilebilecek en uzun arayı verdim,daha doğrusu vermek zorunda kaldım.Nedeni daha öncede belirttim;Teknik aksaklıklar demiştik.Neydi o teknik aksaklıklar,bilgisayar parçalarının önce tek tek sonra hep birlikte yarattığı,bozulma,kilitlenme,beyin basmama durumları... Evden yazamıyordum kısacası. Çözüm yok muydu? Tabii ki vardı ve yeni bilgisayar için harekete geçtim yaklaşık 2 ay önce.Arada bir de tatil yaptım,geri kalan vakitlerimde de hayatımın ilk iş tecrübesini yaşamakla meşguldüm.Futbol ve Sinemada her zaman kapsama alanımdaydı tabii ki.Bilgisayarda daha yeni geldi,çok sevdiğim bir abim benim için toparladı ve dün elime geçti.Nazar deymesin canavar gibi yenisi.Diyeceğim o ki verdiğim uzun ara artık sona erdi ve bir daha böyle bir şey olmaması en büyük temennim.

Futbol Daima & Giallo-Ray ortak yayını :p

11 Eylül, 2009

Açıklama

Açıklama gereği duydum;Bir süredir yazamıyordum,hakeza diğer bloguma da .PC cortu ve tatil kaçamağı derken 2 ayı bulduk.Bıraktım yada ilgisiz kaldım sanmayım,buralardayım. 1-2 haftaya beklediğim makinenin gelmesini ve düzenli olarak yazmaya başlamayı umuyorum,bir aksilik çıkmaz umarım.

Daima Sinema aşkıyla kalın...

03 Temmuz, 2009

Insomnia (2002)

Filmin ismi uyuyamama hastalığından gelir.Al Pacino'da filmde Alaska'ya bir genç kızın cinayeti üzerine olayı çözmeye gider.İlk olarak genç kızın erkek arkadaşından şüphelenilir,usta dedektif erkek arkadaşın suçsuz olduğuna inanır.Deliller Walter Finch adlı yazarı şüpheli göstermeye yetmektedir,ancak onu yakalamak kolay olmayacaktır.Yakalama girişimleri kaçan kovalanır şeklinde geçer.İlk denemede Finch yemlenmeye çalışılır,ufak bir aksilik sonrası Finch durumu farkeder ve kovalama başlar.Sisli bir mekanda kovalama sürerken,Al Pacino(Dormer) yanlışlıkla? ortağı Hap'i vurur.Bir gün öncesi ise Hap,Dormer'ın menfaatine ters düşecek bir anlaşma yapacağını açıklamış ve araları açılmıştır.Hap'i bilerek mi vurdu bilmeden mi analamak güçtür.Bu olaydan sonra Finch'in Will'e Will'inde Finch'e ihtiyacı vardır.Ya ikiside birbirini koruyacak yada kurulu düzen değişecektir.Dormer film boyunca uyuyamamaktadır.Hakeza havada hiç kararmamakta...
Al Pacino'nun tarzı her performansında olduğu gibi devam etmekte.Hilary Swank ve Robin Williams'da filmde üstüne düşeni yapanlardan.Film ayrıca Chris Nolan'ın ilk büyük bütçeli Hollywood yapımı.

19 Haziran, 2009

Public Enemies Geliyor

Bugün afişini gördüm 10 Temmuz'da sinemalarda uzun süredir beklenilen Public Enemies.Son zamanların en iyilerinden biri olup,Oscar için en iyi filmlerin arasında büyük bir ihtimalle yerini alacağını tahmin ediyorum.Gerçi gişe yapan filmleri pek sevmezler ama bekleyip göreceğiz.
Johhny Depp,Christian Bale başrollerde,yönetmen Michael Mann.Beklemedeyiz...

01 Haziran, 2009

Clint Eastwood 79'

Aklımdan çıkmış.Nasıl unuturuz seni Blondie,Monco,Joe,The Stranger,Frank Morris,William Munny,....
1930'dan beri...

25 Mayıs, 2009

Goodfellas (1990)

Wiseguy isimli kitaptan uyarlanan ve adı uydurma olmayan-gerçekle bağlantılı- bir mafya üyesi Henry Hill'in hikayesini anlatır diye giriş yapalım.Yaklaşık 2 saat 20 dakika süren,tadına doyulmaz bir mafya filmi.1990 çıkışlı ama 1970'ler ve ilerisi anlatılır.Filmde konu alınan Henry Hill'in hayatıdır.Bu yüzden biyografik bir film olarak geçer.Ancak,diğer karakterleride yeteri kadar tanıma fırsatı bulabiliyoruz.Henry Hill'i canlandıran Ray Liotta'nın sesi ara sıra izlediğiniz bölümleri açıklama adına devreye giriyor.Ray Liotta başrolde gibi gözüksede Robert De Niro'nun harika performansı,Joe Pesci'nin o ilginç sesi ve tavırlarıyla birlikte filmi alıp götürdüğünü belirteyim.Filmde The Sopranos'tan daha doğrusu The Sopranos'ta Goodfellas'tan bir çok isim olduğunu görebiliyoruz.Henry Hill'in eşi rolündeki Lorraine Bracco(The Sopranos'tan Tony'nin psikiyatristi),kendisinin 90larda daha farklı olduğunu ve bir gangster eşinin -çoğu mafya filminde görebileceğiniz gibi - sıkıntılarını,avantajlarını gözler önüne seriyor.Kadroya The Sopranos'tan devam edelim;Christopher Moltisanti'yi bu filmde mafyaya içki-yiyecek servisi yapan genç bir delikanlı olarak izliyoruz.Ancak,kıdemli bir üyeye yaptığı saygısızlıktan dolayı kurşunları yiyerek,filmdeki ömrü kısa oluyor Spider'ın.Paulie ise Tony Stacks rolünde mafyanın bir üyesi olarak karşımıza çıkıyor.The Sopranos'tan Vito Spatafore olarak izlediğimiz Joseph Gannascoli'yi ekleyeyim.Goodfellas'ın Tommy'si tarafından vurulan Billy Batts'i ise The Sopranos'tan Phil Leotardo olarak tanıyacağız.Goodfellas'ta mağdur lokanta işletmecisi Sonny Bunz (gerçek adıyla Tony Darrow)'da yine diziden hatırlanacak isimler arasında.Carmine Lupertazzi rolüyle dizide karşımıza çıkan Tony Lip'te Goodfellas'ta oynayan isimlerden.Vincent Pastore,Marianne Leone,Frank Pellegrino,John 'Cha Cha' Ciarca,Suzanne Stephart daha var mı bilmiyorum ama sayarsakta mundar olacak.Kısacası The Sopranos kadrosunun bir kısmı bu filmden alınmış.
Filmde ayrıca,Samuel Jackson'ı ve Tobin Bell'i(Testere-Jigsaw) de izleme fırsatı buluyorsunuz.Bir suç filmi için harika bir kadroya sahip açıkçası.

Tekrar filmin konusuna dönersek,Henry Hill'in sıradan bir çocuk olarak okula gitmek yerine mafya adına ufak tefek işleri yaptığını ve basamakları teker teker tırmanarak Jimmy Conway'in(Robert de Niro) dolayısıylada büyük patron Paul Cicero'nun(Paul Sorvino) adamı olmasını,parayı en iyi götürdükleri zamanda hapise düşmelerini burada Henry'nin uyuşturucu satışı işini Paul kızsada gizliden gizliye sürdürmesini ve sonlara doğru bir mafyanın bitişini izliyorsunuz.Büyük vurgunlar,Franklinler!,mafya işi ölümler,v.b bu tip konulardan hoşlanıyorsanız,en sevdiğiniz 10 film arasına mutlaka girecektir....


Yakaladığım Kareler
Samuel L. Jackson

De Niro ve Tobin Bell

The Sopranos'tan Christopher Moltisanti

Ray Liotta & Lorraine Bracco


Yönetmen: Martin Scorsese
Yapım Yılı: 1990

Dil:
İngilizce, İtalyanca

IMDB Puanı:
8.8 (191,407 Oy)

  • Robert De Niro
  • Ray Liotta
  • Joe Pesci
  • Lorraine Bracco
  • Paul Sorvino
  • Frank Sivero
  • Tony Darrow
  • Mike Starr
  • Frank Vincent
  • Chuck Low
  • James 'Jimmy' Conway
  • Henry Hill
  • Tommy DeVito
  • Karen Hill
  • Paul Cicero
  • Frankie Carbone
  • Sonny Bunz
  • Frenchy
  • Billy Batts
  • Morris 'Morrie' Kessler

  • 24 Mayıs, 2009

    Isolation (2005)

    Aslında festival gerilimleri kasmaca gibi olur.Ani ses efektleriyle ve görüntüleriyle seni zorla yerinden zıplatmaya çalışır,evet başarılı da olabilir ancak zevkle korkutamaz.Psikopat mısın zevkle mi korkulur derseniz korkmanında bir adabı vardır diyebilirim.Kanınızda adrenalinin yavaşça salgılandığını hissedersiniz falan filan.. Kısacası bu adamlar işini iyi yapmış dersiniz,korku filmlerinin çoğunu aynı benim gibi sevmeseniz bile. Bu film fena değildi,düşük bütçeli olduğu aşikar,ancak rahatlıkla izleyip keyif alabilirsiniz.Sizi ekrana bağlar.
    Filmin konusunu kısaca geçersek.Bir doktorun inekler üstünde yaptığı daha fazla doğurgan olmaları yönündeki deneylerde ters giden bazı şeyler olur ve genetiksel bozukluğa uğramış küçük ceninler annenin karnındaki buzağının içindedir.Girdikleri vucütların içini boşaltan bu yaratıklar bölgedeki 3-5 insan ve ahırdaki diğer hayvanlara dehşeti yaşatırken,izleyicide gerekli heyecanı yaşamış olur.Dediğim gibi zorlama yapılan yaratık tipi şeyler genelde gülmeme yol açsada bu film kötü olmamış.

    19 Mayıs, 2009

    Dog Day Afternoon (1975)

    The Godfather I,II ve Serpico'dan sonra Al Pacino'nun ilk filmiydi Dog Day Afternoon,basamakları hızla tırmanmaya başladığı yıllar diyebiliriz.Filmde partneri rolündeki John Cazale'de The Godfather'dan hatırlayacağımız Fredo Carleone.Filmde Al Pacino,çevresinden gelen baskılar sonucunda son çareyi banka soygununda arar.Arkadaşı Sal'de onunla birliktedir.Sonny rolünde karşımıza çıkan Al Pacino filmde aynı zamanda bir eşcinseli oynamaktadır.Bildiğiniz eşcinsellerden olmadığını belirtelim.Ne diyorduk,sıcak bir öğleden sonrası bankaya girerler ve bunun bir soygun olduğu anlaşılır.Dikkatli bir şekilde kasaları boşaltırlarken,Sonny bankacıların yaptığı numaraları bir bir anlar ve önceden bankacı olduğunu belli eder,yaptığı küçük bir hata ile de tüm işi bir bakıma berbat eder.Bu sırada banka müdürü telefonda Sonny'i isteyen biri olduğunu söyler ve o kişi filmlerde gördüğmüz tipik dedektiflerden biridir,bankanın karşısındaki berberdedir ve göz gözelerdir.Planlarında parayı hemen alıp kaçmak olan Sonny ve Sel dehşete kapılırlar.Ancak kimsenin canını yakacak da değillerdir tek dertleri para anlaşılacağı üzere... Amerikadaki polislerin çoğu bu filmdeymişçesine hemen kalabalık bir polis topluluğu tarafından bankanın etrafı sarılır.Geç saatlere kadar pazarlık sürer.En sonunda planlanan şey soygunculara bir taşıt ayarlanıp havalimanına götürülecektirler ve onlar istedikleri yere bir jetle kaçacaklardır.Yanlarında bir banka müdürü ve gerisi bayanlardan oluşan bir çalışan grubuyla.Gruptakilerle soyguncular arasında diğer filmlerde olanlardan farklı bir ilişki vardır,rehine değilmişlercesine korkmazlar Sonny'den.Kaçış planına heyecanlananlar bile vardır aralarında.Ayrıca Sonny bir çok insanı kendisine bağlar ve kısa bir sürede hayranları ortaya çıkar ekranlarından soygunu görüp.Kaçış planına gelirsek,planlar tabii ki alt üst olur, oyuna getirilmişlerdir ve Sel alnının tam ortasından vurulur.Sonny'de adaletin kucağına doğru yol alır.Anlattığımızdan daha fazlası tabii ki,Sonny'nin hem bir aile babası olarak karısını hemde eşcinsel olan eşi Leon'u idare etmesi durumun vahimliğini ortaya koyar.Vaktinizi boşa harcamayacağınız ve rahatsız etmeyen bir film.
    Lurnetle Al Pacino

    Yönetmen: Sidney Lumet
    Yapım Yılı: 1975
    Vizyon Tarihi: 31 Aralık 1982
    Firma: Artists Entertainment Complex
    Süre: 2 saat 05 dk
    Dil: İngilizce
    IMDB Puanı: 8.2 (48,033 Oy)

    Ülke: Amerika
    Tür: Polisiye, Dram, Gerilim
    Görüntü: Renkli
    Ses Düzeni: Mono
    Oyuncular: Karakterler:
  • Al Pacino
  • John Cazale
  • Charles Durning
  • Chris Sarandon
  • Sully Boyar
  • Penelope Allen
  • James Broderick
  • Carol Kane
  • Beulah Garrick
  • Sandra Kazan
  • Sonny Wortzik
  • Sal
  • Det. Sgt. Eugene Moretti
  • Leon Shermer
  • Mulvaney
  • Sylvia
  • Sheldon
  • Jenny
  • Margaret
  • Deborah
  • Senaryo: P.F. Kluge, Thomas Moore, Frank Pierson, Leslie Waller
    Yapımcılar: Martin Bregman, Martin Elfand, Robert Greenhut

    29 Nisan, 2009

    X-Men Origins: Wolverine (2009)

    Üçlemenin ardından bu tip bir film tabii ki bekleniyordu.Çünkü bu sahneleri 3-5 saniyelik periyotlar halinde(Wolverine'in kabusları şeklinde) 9 sene önce görüyorduk.Bir nevi bu filmin tanıtımı 9 sene öncesinden ilk filmle birlikte yapılmaya başlanmıştı.Tabi o zamanlar daha bir çocuk aklıyla izliyorduk ve etkilenmemek elde olmuyordu.Şimdi ise daha sinemasal baksamda olaya o zamandan kalan hayranlıkla yazıyorum yazımı.Sinemasever bir arkadaşım,filmin yarı amatör halini verdi bana.Yarı amatör derken her şey orjinaliyle aynı,sadece bazı efektli sahnelerde kullanılan animasyonları görüyorsunuz.Kimi sahnelerde oyuncuları tutan halatları v.s.Tabi uzun sürüp film keyfinizin içine etmiyor. Sadece film çekilirken yapılan bazı hile hurdaları görüyorsunuz.Filme devam edersek,diğer 3 filmi tamamlayan bir öge olmuş.Tamamen Wolverine'e adanmış bir yapıt.Aklınızda o zamandan kalan soru işaretlerinin kaybolduğunu hissediyorsunuz.Aslında böyle yapılması seriyi daha giz'li kıldı düşüncesindeyim.Hem günümüz teknolojisi hem de günümüz sinema sanatı,ilk filmlere göre daha etkili görseller sundu bize.Filmin gösterim tarihi 1 Mayıs,,eş zamanlı olarak ta ülkemizde.Blogger beni işten çıkarma :)


    Yönetmen: Gavin Hood
    Yapım Yılı: 2009
    Vizyon Tarihi: 30 Nisan 2009
    Firma: Twentieth Century-Fox Film Corporation
    Süre: 1 saat 47 dk
    Dil: İngilizce
    IMDB Puanı: 7.2 (5,155 Oy)


    Ülke: Avustralya Amerika Kanada
    Tür: Aksiyon, Fantastik, Bilim-Kurgu, Gerilim
    Görüntü: Renkli

  • Hugh Jackman
  • Ryan Reynolds
  • Liev Schreiber
  • Dominic Monaghan
  • Lynn Collins
  • Danny Huston
  • Daniel Henney
  • Taylor Kitsch
  • Kevin Durand
  • Scott Adkins
  • Logan / Wolverine
  • Wade Wilson / Deadpool
  • Victor Creed / Sabretooth
  • Barnell Bohusk / Beak
  • Silver Fox
  • William Stryker
  • David North / Agent Zero
  • Remy LeBeau / Gambit
  • Frederick J. Dukes / The Blob
  • Weapon XI






  • 21 Nisan, 2009

    Sin City (2005)

    Son zamanlarda eşi benzeri bulunmayan bir yapım.Çizgi romanı beyaz perdede yaşamak diyebiliriz Sin City için. Frank Miller,Robert Rodriguez ve konuk yönetmen Tarantino'nun eseri.Filmin 3 ayrı koldan birbirini tamamlaması kesinlikle Tarantino'nun işi olmalı.Bazı sahneleri animasyonumsu gerçeklik diye tabir etsem doğru olur mu bilmiyorum ama bu tabiri aksettiğim sahneler,300 Spartalı'dan da hatırlayacağımız üzere Frank Miller'dan çıkmış olsa gerek.Zengin bir oyuncu kadrosuna da sahip olan filmde,Bruce Willis,Mickey Rourke,Jessica Alba,Michael Madsen,Clive Owen,Elijah Wood başta olmak üzere Benicio Del Toro,Josh Hartnett,Brittany Murphy gibi yıldızlarda karşımıza çıkmaktadır.2. filmi iple çekiyorum.Danny Trejo,Rose McGowan gibi isimlerin ne yapacağını bilmiyorum ama Antonio Banderas'ın 2.filmde boy göstermesi büyük olasılık. 3.filmde de Johhny Depp seriyi sürderecek gibi gözüküyor.Abartmayalımda ölmeden önce izleyin.

    Yönetmen: Frank Miller
    Robert Rodriguez
    Quentin Tarantino
    Yapım Yılı: 2005
    Vizyon Tarihi: 14 Temmuz 2005
    Firma: Dimension Films
    Süre: 2 saat 04 dk
    Dil: İngilizce
    IMDB Puanı: 8.4 (209,307 Oy)
    Ülke: Amerika
    Tür: Aksiyon, Polisiye, Gerilim
    Görüntü: Siyah Beyaz, Renkli
  • Jessica Alba
  • Devon Aoki
  • Alexis Bledel
  • Powers Boothe
  • Cara D. Briggs
  • Jude Ciccolella
  • Jeffrey J. Dashnaw
  • Rosario Dawson
  • Jesse De Luna
  • Benicio Del Toro
  • Nancy Callahan
  • Miho
  • Becky
  • Senator Roark
  • Hearing Panel Person (Cara Briggs)
  • Liebowitz
  • Motorcycle Cop (Jeff Dashnaw)
  • Gail
  • Corporal Rivera
  • Jackie Boy


  • 18 Nisan, 2009

    El Emeği Göz Nuru Yeni Başlık Resmi

    Bayadır aklımdaydı.Bugüne kısmetmiş yeni başlık resmini yapmak.

    17 Nisan, 2009

    Carlito's Way (1993)

    "İyilik adamı mermiden daha hızlı öldürür."

    Filmin başı ve sonunu iki nokta olarak nitelendirirsek;Carlito,gitmek istediği yolu bu iki çizgi arasında bizlere sunuyor.Carlito için hayatta en önemli olan şeyin sadece düşlediği,hayalini kurduğu şeylerin gerçekleşmesi,ancak bunu bıçağın sırtındayken yapıyor.Hayatı basite indirgemek düzgün bir yaşam sürmesi için tek çaresi gibi gözüküyor,hapis öncesi yaşadığı karanlık hayatından sıyrılmaya çalışmasından bahsediyorum basite indirgeme derken.Tehlikeli bir çevren ve senin yanında gibi gözüksede kendi çıkarları için seni bıçağın keskin tarafına sürükleyen insanlar var.Hayallerine koşarken yalnız değilsin gerçek anlamda yanında olan tek kişi var! Ve filmden gerçek bir son çıkıyor.Bu hayatta her kimseye acı çektiren biri varsa,hesabını ödemeden ölümle yüzleşemez. Aslında bir bakıma film başladığı noktada sona eriyor.

    Bu yazdıklarıma Al Pacino'nun her filme kattığı o ayrı havayı,yüzlerce defa dinlesekte sıkılmayacağımız aksanını,yanına birazda Sean Penn'i eklersek karşınıza Carlito'nun yolu çıkıyor.Scarface'in daha efendicesi desem.. ne dersiniz? tipik bir Brian De Palma imzası...


    Yakaladığım Kareler
    "Doğru yola girmezsen nefesin tükenir,yığılır kalırsın."






    Kamera Arkası
    fesat karıştırmayalım :)


    Yönetmen: Brian De Palma
    Yapım Yılı: 1993
    Firma: Bregman/Baer Productions
    Süre: 2 saat 24 dk
    Dil: İngilizce, İspanyolca
    IMDB Puanı: 7.8 (42,336 Oy)

    Ülke: Amerika
    Tür: Polisiye, Dram, Gerilim

  • Al Pacino
  • Sean Penn
  • Penelope Ann Miller
  • John Leguizamo
  • Ingrid Rogers
  • Luis Guzmán
  • James Rebhorn
  • Joseph Siravo
  • Viggo Mortensen
  • Richard Foronjy
  • Carlito 'Charlie' Brigante
  • David Kleinfeld
  • Gail
  • Benny Blanco
  • Steffie
  • Pachanga (Luis Guzman)
  • Dist. Atty. Norwalk
  • Vincent 'Vinnie' Taglialucci
  • Lalin
  • Pete Amadesso
  • 16 Nisan, 2009

    Sınav zamanıydı Sinema blogumla pek ilgilenemedim.Kaldığım yerden devam edesim var haydi bakalım.

    29 Mart, 2009

    Bahrtalo! (İyi Şanslar) - Róbert Lakatos

    Tereddüt ederek gittiğim ama belki de en keyif aldığım filmdi Bahrtalo!(İyi Şanslar).Çingeneler başta olmak üzere çeşitli yöresel tatları içinde barındıran bir komedi filmi.İçinde geçen Türk konulu diyaloglar sadece nargile ve kahveden ibaret değil.Yol soracakları hacı sakallı bir dayı Türk çıkıyor ve arada geçen ilk konuşma futbolla ilgili.Pala bıyıklı,büyük şapkalı yöresel arkadaşımız Fenerbahçe derken bizim Türk,Galatasaray diye cevap veriyor ve Fatih Terim diye devam eden konuşma.İlginizi belki çeker diye yazdım yoksa filmden aklımda kalan sadece bu değildi.Şunu da belirtmek isterim ülkemizin böyle gösterilmesi hiç hoşuma gitmiyor,hacılar hocalar,sarıklılar kapalılar falan hiç hoş değil aslına bakarsak.Devam edersek parayı çeşitli yollarla kazanmaya çalışan Lali ve Lori adında iki karakter çıkıyor karşımıza.Keyifli sohbetleri,diğer insanlarla yaşadıkları,farklı kültürler ve geri kalan her şeyiyle öğrettiği kadar güldüren bir film.Tavsiye edeceğim ama kimsenin izleme fırsatı olmayacak sanırım.

    2008 / 80' / 35 mm / Renkli / Romanya, Macaristan, Almanya, Avusturya

    2008 Karlovy Vary UFF; Avrupa Sinemaları Ödülü

    Parayı nasıl vurmalı ki? Bu soruya cevap vermek hiç kimse için kolay değildir ama bu soruya yanıt vermek; iki Transilvanyalı arkadaş, koca şapkalı çingene ile Macar dostu için büsbütün zordur. İkili yaptıkları hiçbir işte başarılı olamazlar, başarılı olduklarında da bu başarıları fazla uzun sürmez. Fakat pek çoğumuzun bilmediği bir şeyi, hayatın tadını çıkarmayı iyi bilirler. Bu yeni gerçekçi komedide olaylar her ne kadar yönetmen tarafından kurgulanmış olsa da iki ana kahraman kendilerini oynarlar ve sorunları kendi bildikleri yoldan çözerler. Aslında kamera bu iki gerçek dostun değişik ülkeler ve kültürlerde başlarından geçen maceraları izler.


    IMDB Sayfası

    'ana karakterimizden sağdaki sadece tip olarak değil tarz olarakta Cem Yılmaz'ı andırmıyor değildi!'


    28 Mart, 2009

    Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım? (İsmail Necmi)

    Geçelim izlediğimiz filmlere dedikten sonra teknik bir sorundan dolayı bir şey yazamamıştım.Gecikmelide olsa yazmaya çalışayım elimden geldiğince;

    Belgesel-kurgu türünde bir film olduğunu belirtelim başta.Bu tip filmler demek ki gelmiyor bana.Filmin sonunun gelmesi için yalvarmıştım çünkü içimden.Yurt dışında çeşitli festivallerden özel ödüller alan ve bu festivalde İsmail Necmi'ye 2 ödül getiren bir film ve hiçbir şekilde bir haz alamayan ben.Filmin sonunu önceden de söylediğim gibi zar zor getirdiğini düşünmüştüm herkesin,en azından belirtiler öyleydi.Ancak,önlerden gelen hiç sıkılmadan izledim... sesinin devamını dinlemeye bile gerek kalmadığını düşündüm ve sanırım sinemadan anlamıyorum diye bir sonraki filmlerimi bekledim.Neyse ki anlıyormuşum!

    Filmin Hakkında
    Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkan film, Almanya’da yaşayan Türkler’in aksineironik bir şekilde İstanbul’da yaşayan Alman bir kadının, Petra’nin sıradışı yaşamını konu eder. Hayatındaki ani iniş çıkışlarla, zamanzaman,sanki bir senaryoyu takip ettiğimizi biz düşündürten bu sıradışı hikayenin başrol oyuncusu,aslında gerçek yaşamın bir başka yüzünü bizlere gösterir; En nihayetinde hiçbir şey, hayat kadar süprizlerle dolu değildir, kurgu dahil!..

    Maskeli terapisti Herold ile yaptığı konuşmalarında Petra’nın hayatı bizim gözlerimiz önüne serilirken ,Petra İstanbul, Almanya,aile, arkadaşlar,uyuşturucu ve ölüm gibi temalarla yüzleşir.

    “Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım?’” gerçek hayat ve kurgu, belgesel ve drama arasında gidip gelirken, “Gerçek hayat aslında kurgudan daha ilginç olabilir mi?” sorusuna cevap arar.

    Burada keyifle okuduğunuz gibi aynı şekilde izleyemiyorsunuz filmi onu belirteyim.Cinsel ögeler oldukça fazla ve rahatsız edici bir şekilde diyebilirim.Sakın yanlış anlaşılmasın görüşüm bunun olmaması yönünde falan değil,hatta Türk sinemasında bu şekilde özgür fikirlerin desteklenmesi kanaatindeyim ama bu filmde ki cinsel ögeler -izleyen varsa bilir- ciddi anlamda rahatsız edici.Bu konuda daha derine inersem sıvama kısmı uzun sürecek :) Bu ögeler Petra'nın hayatının değişilmez parçalarından biri -onu mutlu edende bu- ve terapisti bir transseksüel(maskeli-Herold).Film genelde Petra ile Herold'un diyalogları üzerine kurulu,bunların arasına serpiştirilen kurgu parçaları var.İkiz kardeşi bir taşra(Hamburg'ta bir köy) insanıyken Petra tam tersine tam bir şehir insanı ama onun için canlı,cinsellikle dolu,renkli-aslında siyah beyaz- ve sosyetik hayatından vazgeçmeye çalışıyor -en azından o ölene kadar- uyuşturucu kullandığını ve bunun bağımlılık yaratmadığını düşündüğünü de belirteyim.Hayatta tek gerçek olan ölüm temasıda filmi alıp götüren ögelerden.İzlediğim tüm festival filmlerinde olduğu gibi bu filmde de köpekler vazgeçilmez ögelerden.

    Elimden geldiğince sizin için yorumlamaya çalıştım.İzleyen varsa yorumlarım komik gelebilir.Çünkü bu türde bir filmi yorumladığıma ben bile inanamıyorum.

    Bunu Gerçekten Yapmalı mıyım? - Should I Really Do It? -
    Yönetmen: İsmail Necmi
    Senaryo: İsmail Necmi
    Oyuncular: Petra Woschniak Herold
    Türkiye, 2008, 86'
    Yapım: İn Yapım İstanbul
    Yapımcı: İsmail Necmi
    Görüntü: İsmail Necmi
    Kurgu: İsmail Necmi
    Müzik: Serkan Alkan
    Renkli, Almanca
    İngilizce ,Türkçe altyazılı

    22 Mart, 2009

    20. Ankara Uluslarası Film Festivali

    Malesef geç katılım gösterip son 3 gün kendime program yapabildim bugün biten festival için.20.si düzenlenen Film Festivali birbirinden kaliteli filmleri bizlere sundu.Büyülü Fener Sineması ile Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar merkezi tarafından gösterilen filmleri 5 günde 5 bin kişi izlemiş.Halkbank ana sponsorluğunda yapılan festivale bizim okulumuzda sponsor olmuş.Ancak tesüflerimi bildiriyorum ki okulda hiç bir şekilde tanıtımı yada yönlendirmesi yapılmadı.Niye sponsor oldun o zaman diye sorarlar! Neyse oralara girmeden,kısa,uzun,belgesel film yarışmaları,Çingenelerle(göçebe Romenler) ilgili filmler,ilk festivalden bugüne bütün festivallerden en iyi filmler seçkisi,festivalin en ilgi çekici tarafları olmuş.
    Ulusal Uzun Film yarışmasının galibi beklendiği gibi "Sonbahar" olurken,Sinema Yazarları Derneği en iyi film ödülünü de yine Sonbahar aldı.En iyi yönetmenler ödülüyle,Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen ödülü de Sonbaharın yönetmeni Özcan Alper'in oldu.En İyi Senaryo ödülünü de Dilber'in Sekiz Günü adlı yapıt aldı.Diğer ödülle sırasıyla;

    En İyi Kadın Oyuncu Ödülü : Nesrin Cavadzede (Dilber'in Sekiz Günü)

    En İyi Erkek Oyuncu Ödülü : Fırat Tanış (Dilber'in Sekiz Günü)

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü : Megi Kobaladze (Sonbahar)

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü : İsmail Hacıoğlu (Gökten 3 Elma Düştü)

    En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü : Feza Çaldıran (Sonbahar)

    En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü : Veli Kahraman (Devrim Arabaları)

    En İyi Özgün Müzik Ödülü : Nail Yurtsever, Engin Aslan ve Cem Tuncer (Dilber'in Sekiz Günü)

    En İyi Kurgu Ödülü : Thomas Balkenho (Sonbahar)

    Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu Ödülü : Cahit Gök (Fıtrına),Metin Hara(Dinle Neyden)

    Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Ödülü : Toprak Sağlam (Gökten 3 Elma Düştü)

    Seçili Kurul Özel Ödülü : "Gitmek"

    Umut Veren Yeni Yönetmen ve Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı Ödülü benim pek beğenmediğim İsmail Necmi'ye gitti.

    Bunun hakkında görüşlerimi açıklamak isterim.Kendisinin 'Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım?' adlı yapıtına gitmiş bulundum Cuma günü.Tanıtım videolarından v.b kaynaklardan edindiğim bilgilere göre daha farklı bir şey beklerken karşıma apayrı bir şey çıktı.Filmin tam bittiği ve salondan artık çıkacağımız sırada bir çok kişinin sıkıldığını farketmem ve filmin geç alkışlanması kendimi iyi hissettirdi neden derseniz,'Ben Sinemadan Anlamıyor Muyum?' sorusu birden kayboldu kafamdan.Ancak söyleşi sırasında soru soran bir kişinin severek izledim tarzında açıklaması o sorunun yine aklımda belirmesine neden oldu.İzleyen var mı bilmiyorum ama filmin kurgu-belgesel tarzında olduğunu söyledi İsmail Necmi,demek ki ben bu tarzı sevmiyorum daha farklı bekleyişlerle gittim oraya.İster istemez şevkimide biraz olsun kırdı.Ancak bugün izlediğim iki film ciddi anlamda hiç sıkılmadan izlediğim yapıtlardı.Biri 'Khamsa' diğeri de 'Bahrtalo' çoğu vizyon filminden daha keyifli olduklarını söyleyebilirim.Kusursuz yapımların makyajını bir çırpıda ortaya çıkarıyor.Şimdi gelelim filmlerin biraz daha detaylarına ama önce diğer ödüller;

    Kısa Film Ödülleri

    En İyi Kurmaca Film : "İnsan-lık"

    En İyi Deneysel Film : "Açık Rüya"

    En İyi Canlandırma Film : "Gemeinschaft"

    Seçiciler Kurulu Özel Ödülü : "Hyat-Derin Uzay"

    19 Mart, 2009

    The Wrestler (2008)

    Bundan önce benzeri bir film çekildi mi diye baktığımda 1970 ve 1974'te başarılı olamayan 2 Wrestler adında film karşımıza çıkıyor.Başka isimde var mı bilmiyorum ama TV 'de yayınlanan WCW ve bir çok W türevinin olduğu isimlerde sezon sezon yayınlanmıştı.Tabii film olarak değil şov olarak.Zamanında benimde ilgimi oldukça çekmiştir.Herkesin bir adamı varsa benimki de Kevin Nash'ti.Kavin Nash(The Punisher 'The Russian' rolü),Hulk Hogan(Rocky 3),Goldberg(Looney Tunes gibi bazı komedi filmleri) gibi isimlerin beyaz perdede de boy gösterdiklerini belirtelim.Neyse konudan sapmadan filme geçelim.Bu yıl en iyi film dalında bu yapıtı göremesekte filmin başrol oyuncusu Mickey Rourke en iyi aktör ödülünü bir çoğuna göre haketmişti aslında(Milk'i izledikten sonra kendi görüşümü açıklamak istiyorum).Bu rolü kapmadan belli! bir süre önce alkol-uyuşturucu-boks üçgeninde aktör yüzünü fazlaca bozan Rourke,bir çok stüdyo tarafından kabul görmedi.Sin City'den sonra The Wrestler'da kendini bulan Rourke'un şuan Iron Man 2,Sin City 2 gibi önemli yapıtlarla anlaşması bulunuyor.Boks kariyerine bakmak bizim işimiz değil ancak,çıktığı maçlarda yenilmediğini ama yüzünün fiziksel müdahalelere kayıtsız kalamamasından dolayı tekrar sinemaya 'hayata' dönmek istediğini belirtelim.1995'te boks kariyeri sona ermişti.The Wrestler'daki The Ram rolüyle de kendisini sadece ringte kişilikli bulan-aynı boksa dönerken gerçek aktörlük yaşantısına duymadığı saygısızlık gibi- ring dışında kendini bir hiç sayan biriydi ve aslında üstüne de yapışmıştı bu rol.Hayatında yaşadığı çalkantılara benzer şeyleri bu filmde bizlere de sunmuş oldu.Gerek bir baba gerekse sosyal yaşam olarak yalnız bir adam,ringte ise saygı duyulan bir kişilikti.Filmde genel olarak ta güreşçilerin çoğunun aslında para içinde yüzmediği,zar zor geçinip ring arkalarında ayarlanan numaraları yapmaktan başka çarelerinin olmaması,üstüne yaralanmalarda cabası.İzleyiniz...






    Darren Aronofsky
    2008
    Wild Bunch
    1 saat 51 dk
    İngilizce
    8.5 (40,558 Oy)


    Amerika Fransa
    Dram, Spor
    Renkli
    Dolby Digital

    Oyuncular: Karakterler:
  • Mickey Rourke
  • Marisa Tomei
  • Evan Rachel Wood
  • Mark Margolis
  • Todd Barry
  • Wass Stevens
  • Judah Friedlander
  • Ernest Miller
  • Dylan Keith Summers
  • Tommy Farra
  • Ry 'The Ram' Robinson
  • Cassidy
  • Stephanie Robinson
  • Lenny
  • Wayne
  • Nick Volpe
  • Scott Brumberg
  • The Ayatollah
  • Necro Butcher (Dylan Summers)
  • Tommy Rotten